Hararet.org: Kayıtsızlardan nefret ediyoruz!



3 ayda bir yayınlanan kültür, sanat ve edebiyat dergisi Çün’e konuşan Yalçın Küçük, çok tartışılacak açıklamalarda bulundu. Türkiye’de 1950’li yıllara kadar Atatürkçülük denen bir cereyan olmadığını, kendi kuşağının Atatürkçülük cereyanını yarattığını belirterek, “Özellikle AKP bizi tekrar Kemalist yaptı. Biz ne idik? Biz Sosyalisttik. Sosyalist, Kemalist değildir.” ifadelerini kullandı.   Bazı roman yazarlarına da yüklenen Yalçın Küçük, Orhan Pamuk’un ve Elif Şafak’ın yazmayı bilmediğini söyledi. Küçük şöyle devam etti: “Bir defa Orhan yazmasını bilmez. Şimdi bu noktaya gelecek olursak Türkiye’deki, diyelim Kundera’dan sonra, Altan’dan sonra, Orhan Pamuk’tan sonra, yazmasını bilen insan yoktur. Buna hiç alınmayın. Roman yazma bitmiştir. Elif Şafak yazmasını bilmez, Ahmet Altan; adam Türkçe bilmiyor. Öyküyle çok fazla ilgilenmedim, o daha farklıdır. Bana göre en büyük sanat kolu romandır. Bir de şu var, takip edebiliyorum, Türkiye’deki fıkra yazarlarının, şunların bunların hepsi “bu işi okuduk, hiç anlamadık” dediler, anlayan kimse yok. Türkiye’de Benim Adım Kırmızı’yı öven bir tek adam yok. Okuyan yok.”   Son […]

❝ Bana mevki vatan, hal vatanın hali, sergüzeşt vatanın sergüzeşti, alem, bulunduğum alem, yine vatan. Ne yapayım, zihnime başka bir şey sığmıyor. ❞ ―Namık Kemal. Uzun süre düşündüm hangi Avcıoğlu’ndan bahsetmeliyim diye, hangisini anlatsam daha etkileyici olur? Bahsimizde marksizm, sosyalizm meselesi basit kalır, ideoloji meselesi başka bir yazının konusu olsun. Benim derdim koca bir yaşamla. Hep büyük adamların günlük ritüellerini, nasıl yaşadıklarını merak ederim. Meselemiz bir ömrün her nefesini tarihe karşı sorumlu yaşamış, klâs ve gözükara bir devrimci ile alâkalı. En az üç dil bilmek zorunda kalan, otobüsü kaçırmış bir milletin çocuğuyla. [1] . DEVRİMCİNİN MERAKI Bir devrimcinin, ömür boyu sırtından inmeyen kırbaç “merakıdır”. Merak dert ve yük demektir. Bu bakımdan bir devrimci hayat boyu tüm insanlığın dertlerini sırtlanan hamaldır. Zamanı azdır haddizatında bunu bilir, tüm devrimciler acelecidir biraz. Hani şair der ya: “gök hırpalanmaktadır merakımdan”[2]. Avcıoğlu’nun hayatla kurduğu bağ da böyle bir şeydi: göğü hırpalayabilirdi, hırpaladı da. Avcıoğlu önce […]

Türkiye’nin toplantı ve gösteri yürüyüşleri tarihi açısından 1 Mayısların özel bir önemi vardır. Özellikle 1 Mayıs 1977, 1989 ve 1996’da yaşananlar Türkiye’nin toplumsal belleğinde yer etmiş, katılımcılarında olduğu kadar izleyicilerinde de derin izler bırakmıştır. 1 MAYISLAR Bu çalışma, modern Türkiye tarihinde yönetimlerin 1 Mayıslara ilişkin tutumlarını, farklı dönemlerde 1 Mayısların, hükümetler, idare amirleri ve emniyet yetkilileri tarafından tanımlanma, anlamlandırılma, düşünülme ve idare edilme; kısaca sorunsallaştırılma biçimlerine odaklanarak araştırmaktadır. Çalışmanın temel iddiası; Türkiye’de 1 Mayıslar örneğinde, devlete/hükümete yönelik protesto niteliği taşıyan toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yönetiminde geçerli olan baskın söylem ve pratikler rejiminin, bir insan hakkı olan toplanma özgürlüğünü korumayı ve güçlendirmeyi esas alan özgürlük siyasetine değil, devlet/hükümet otoritesini korumayı ve güçlendirmeyi esas alan egemenlik siyasetine dayandığıdır. HAK İHLALLERİ 1 Mayısların yönetiminde geçerli olan baskın siyasal rasyonalitenin, devlet aklını hâkim kılmaya çalışan; temel hak ve özgürlüklerin değil, düzen ve otoritenin korunmasına öncelik veren egemenlik rasyonalitesi olması her yıl yeni hak ihlallerinin […]

19. yüzyıl geride kalır, dünya devrimlerle çalkalanır, imparatorluklar yıkılır ve cumhuriyetler kurulurken Türkiye de bu tarihsel salınım içinde kendi yolunu arıyordu. Marx’ın tabiriyle ‘katı olan her şeyin buharlaştığı’, yeni olanın temsilcilerinin eskinin kabuğundan tazelenmiş bir özgüven ve cüretle gözlerini ufka diktiği bu çağda, mazisi yüz yıllara varan Osmanlı İmparatorluğu içeride iki uğraklı burjuva devriminin ve bir cihan harbinin alevleri içinde kül olmuştu. Tarihe karışan İmparatorluğun şimdi’ye sıçrattığı kıvılcımlardan ise bir Cumhuriyet doğdu. Padişahın tebaasından Cumhuriyetin yurttaşına, Doğu-İslam âleminin medeniyetinden kapitalist-Batı dünyasının uygarlığına “geçiş”in coşkularına, atılımlarına ve süratine matemler, duraksamalar ve yavaşlamalar eşlik etti. Farklı yönsemeler ve zamansallıklarla süregiden, varış yeri ancak ve sadece sınıf mücadeleleri tarafından tayin edilebilecek olan 100 yıllık bir yolculuk olarak sürüyor Cumhuriyet. Cumhuriyet, yolculuğun bazı uğraklarında Nâzım Hikmet’in dizelerindeki gibi: şöyle ferah, şöyle yiğitçe koşarken / kapana tutulmuş gibi oluyor insanın ayağı.” Bazı uğraklarında ise Hobbes’un Leviathan’ı gibi. Bazı uğraklarında derinliklerinden yükselen dalgalarla bir “sosyal cumhuriyet”e […]

“II. Meşrutiyet, cumhuriyetimizin siyaset laboratuvarıdır” demişti Tarık Zafer Tunaya. Cumhuriyeti anlamak için önce 19081918 dönemine bakmak gerekiyor. Bu çerçevede, Jön Türkler kimlerdi, neler yaptılar? İttihatçılar kimlerdi, neleri başarıp neleri başaramadılar?   Bu kitapta, Jön Türkler ile İttihat ve Terakki konusunda aradığınız temel bilgileri ve birçok sorunun yanıtını bulacaksınız.   Kitabı satın almak için tıklayın

Anadolu türküleri yaygın bir biçimde icra edilip dinlenmesine ve çeşitli bağlamlarda akademik çalışmaların konusu olmasına rağmen herkesin diline pelesenk olmuş türkü sözlerinin bile anlam katmanları hakkında yeterli sayıda çalışma bulunmamaktadır. Bu kitapta, 2004 yılından bu yana Açık Radyo’da Dilden Dile Titreşimler isimli halk müziği programını hazırlayıp sunan Ahmet Emre Dağtaşoğlu tarafından yaygın olarak bilinenlerin yanı sıra pek bilinmeyen türkü sözleri de ele alınıp incelenmekte, kültürel bağlamlar göz önünde bulundurularak bu sözlerin içerdiği semboller ve örüntüler teorik bir çerçevede yorumlanmaktadır. İlk anda fark edilemeyen anlam katmanlarının nasıl ortaya konabileceği örnekler üzerinden incelenerek türkü sözlerini anlamlandırma konusunda okura bir yordam önerilmektedir. Bunların yanı sıra geleneksel kültür ortamında serpilip hayat bulan türkülerin hızla değişen ve eskiye nazaran çok farklı bir yapı arz eden günümüz şartlarında nasıl hâlâ revaçta olabildiği sorusu Anadolu’nun sosyo-kültürel yapısının bazı özellikleri de dikkate alınarak cevaplanmaktadır.   Kitabı satın almak için tıklayın

Alaeddin Şenel’in önemli eseri Kemirgenlerden Sömürgenlere İnsanlık Tarihi kitabı İmge Yayınevi’nde yeniden basıldı. Sosyal bilimlerde Türkçe eserler arasında çok önemli bir yeri dolduran Alaeddin Şenel’in İnsanlık Tarihi kitabı bu kez 3 ciltte yeniden basıldı. Nisan ayı itibariyle raflarda yerini alan kitap alanında hala çok önemli bir işlev görüyor. Kitap tanımı: Bu yapıtta anlatılan insanlığın öyküsü ulusçu, dinci, batıcı tarihlerdekinden farklıdır.İnsanlığın tarihi, UNESCO’nun çok ciltli History of Humanity (İnsanlık Tarihi, İmgeKitabevi Yayınları) yayını doğrultusunda, “insan odaklı” bir bakış açısıyla, tek cilttekotarılmaya çalışılmaktadır.Bu yolda, maddenin “biyokimyasal evrimi” ile başlanıp, genel olarak canlıların “organikevrimi” evresine geçilmektedir. Özel olarak insanın organik evrimi ise uzak hayvananaataları olan “prosimiyen kemirgen” noktasından uzak insan anaataları sayılan, araçkullanan “insanımsı=hominoid” cinslerine dek izlenmektedir.İnsanlığın “kültürel evrim” evresi, “eşitlikçi-kararlı denge yasası” uyarınca görecedurağan yapılı “ilkel topluluk” ile giderek daha büyük bir artının üretilip aktarıldığıeşitsizlikçi, dinamik “uygar toplum” dönemlerine bölünerek incelenmektedir.Uygar topluma geçişte göçebe çoban-yerleşik çiftçi topluluklar arası savaşçı ve barışçıalışveriş ilişkilerinin […]

Kemalizm meselesini önemsiyoruz, Kemalist değiliz ancak Türk modernleşmesinin en radikal dönemini anlamadan Türk Solunu anlamaya girişmenin beyhude olduğunu düşünüyoruz. Bununla birlikte Türkiye’de sosyalizm, Dünya’da sosyalizm başlıklarına dair de giriş düzeyinde kitap listeleri yapacağımızı haber veriyoruz. Bu liste meseleye giriş seviyesinde ilgi duyanlar için bir ‘kapı’ olacaktır. Elbette her liste eksik ve özneldir. Her okuyucu kendi yolunu ilgi alanları ve okuduğu kitaplardaki dipnotlar vasıtasıyla bulacaktır, her yol kişiseldir. Bu arada Doğan Avcıoğlu, Tunaya ya da Zafer Toprak’ın, Yalçın Küçük’ün ve nicesinin kitabını listeye almadık çünkü başka listelere yazacağız, not olarak kalsın. Belki biraz daha eleştirel bir okuma listesi daha yapmalıyız ama önce bir temel gerekli diye düşünüyoruz. Herkese iyi okumalar dileriz. Not: Listeyi Emirhan Akman hazırladı.