Home / Yazılar / Meşgul adamın derkenar notları, I.-Emirhan Akman yazdı

Meşgul adamın derkenar notları, I.-Emirhan Akman yazdı

Hararet bir politik dostluk grubu. Aramızdaki herkesin iki başat özelliği var; herkes dost ve devrimci. Tabi üzerine düşünürseniz kolay olan devrimci olmak, dostluk çok daha zor. Aramızda kimse kimseyle yarışmaz. Abilik, kardeşlik hukuku da vardır. Artık herkes belirli bir yaş grubu üzerinde. Hepimiz öğrenciydik, hayatlarımızı kurduk, bir şekilde iaşe kaygısına düştük. Farklı meslek grupları var… Bir de doktor var, doktor Umut! Ne zaman yazı yaz desem ‘zaman olmuyor ki, fırsat yok’ diyor, kaldı ki haklı. Nasıl çalıştığına grup ve sosyal medya sayesinde şahidim…

BENİM İÇİN 6 SAAT UYKU İDEAL

Esasında ben de aynı dertle muzdaribim. Buna en kolay çözümü, 00.00 ile 02.00 arasını yaşamıma dahil ederek buldum. Her ne olursa olsun, nereden dönersem döneyim 00.00 ile 02.00 arası bana ait. O saatlerde eşim ve çocuğum uyumuş oluyor, hatta neredeyse tüm Türkiye. Sabah 8’de kalkıyorum, yani günlük 6 saat uyku bana yetiyor diyebilirim.

ESİR OLMAM LAZIM

Neyse bu yazıya neden başladım? Dedim ki, madem fırsat yaratmakta güçlük yaşıyorum ve biliyorum ki, “insan alışkanlıklarının esiridir”, esir olmam gerekli. Esarete ihtiyacım var. Bundan sonra Hararet’e ciddi yazılar yazmak zorunda hissetmeyeceğim kendimi.

DERKENAR YA DA MUHAŞŞİ

Diyorum ki Hararet’e ‘derkenar’ olarak olarak nitelendirilebilecek yazılar yazayım. Derkenar, Osmanlı döneminde yazılan eserlerin kenarlarına, boş yerlerine yazılan notlar demek. Tabi burada eser benim dolu geçen günlerim, derkenar ise bana kalan zamanlarda o gün neleri not düştüğüm olacak… Derkenarla aynı anlama gelen bir de ‘hâşiye’ sözcüğü var, ‘doldurmak, gereğinden fazla söz söylemek veya yazmak’ anlamına geliyor. Hâşiye yazan kişiye ise ‘muhaşşi’ deniliyor. Neyse ister derkenar yazıcısı, ister muhaşşi denilsin, ben yazacağım.

CUMHURİYET KİTAP

Cumhuriyet Gazetesi’ni perşembe günleri kaçırmam çünkü Cumhuriyet Kitap o gün yayınlanıyor. Hâlâ gazete takip etmemi sağlayan şey kitap eki. Düşünüyorum neden hâlâ takip ediyorum diye. Gelenek önemli, hayatı çoğunlukla ‘ek’leyerek ilerletmek insanı geliştiriyor. İraden, sürdürmeyi sürdürmeyi becermek, bir kültüre dahil olmak duygusu hoş.

CEVDET KUDRET

Neyse bu hafta Cumhuriyet Kitap kapağında Yüksel Pazarkaya ve Cevdet Kudret vardı. Cevdet Kudret’in zorlu bir hayatı olmuş. Çoğunluklu yoksul ve çoğu zaman aç… Cevdet Kudret’in Türk toplumunun iki dünya savaşı arasındaki 30 yıllık yaşam kesitini anlattığı  bir üçlemesi var.

  • Sınıf Arkadaşları (1943)
  • Havada Bulut (1958)
  • Karınca’yı Tanırsınız (1976)
  • Cevdet Kudret Karınca’yı Tanırsınız romanında şöyle söylüyor, “Kimdir bu Süleyman Bey? Öğretmendir. Yazı da yazar. Şiir, roman… Yazı mı yazıyor? Kalem, kağıt öyle mi? İşte bu hepsinden kötü. Kalem kağıt girdi mi eve, bin türlü sıkıntı da ardından gelir.” Doğru mu söylüyor? Evet, arkamda yığılı duran kitapları, ayın sonunun ne kadar zor geldiğini ve dertlerimi düşününce bir eve ‘kalem ve kâğıdın’ girmesi kötü gibi. Melih Cevdet “Rahatı Kaçan Ağaç” şiirinde ağacın rahatı kaçması için ne vereceğini söylüyor? “Ona bir kitap vereceğim”.

EMİRHAN İSİMLİ EN YAŞLI KİŞİ

Sahaf gezilerimden birindeydim, Melal Sahaf’a gittim. Sahafta eşelenirim, eşelenmek önemlidir. Altını üstüne getirmek gerekiyor, yoksa aradığını bulamazsın sahafta. Bu zamana dek kendimden büyük, yani 91’den önce doğan bir Emirhan görmemiştim. Şair Emirhan Oğuz varmış, üstelik epey de tanınmış birisi. Ben yeni tanıdım, 58’li! Kitaplarına bakacağım. O yıllarda Emirhan nereden esti de isim olarak koyuldu, bu da başka muamma.

MUAZZAM MUAMMA: MACHİAVELLİ

Utku Özmakas’ın Prens: Machiavelli’nin Muazzam Muamması kitabıyla çok uzun zamandır flörtleşiyorum. Nerede görsem ilgileniyor, bir iki sayfa okuyup bırakıyorum. Bugün şöyle bir tespitini okudum, bence çok iyi. Sükuneti şöyle tanımlıyor, “bir heyecanı düzenleme girişimi”

 

Etiketlendi: