Home / Yazılar / Politik Bilinç – Özkan Bakioğlu

Politik Bilinç – Özkan Bakioğlu

Modern zamanların insanlığa getirdiği şeylerden biri de ideolojidir. Pazardan aldım bir tane, eve geldim bin tane tadında bir şey olan ideoloji, gerek kuramsal anlamda belli başlı ideolojiler biçiminde sınıflandırılabilen gerekse de her bir kişiye kadar indirgenebilen bir tür “bilincinin sorumluluğunu alma” biçimidir. Bununla birlikte elbette size yer yüzünde sadece iki ideoloji ve neredeyse sonsuz yorumları olduğunu söyleyen birileri de çıkacaktır. Bu kimselere göre bu ideolojilerden biri Kapitalizm, diğeri Komünizmdir. Şöyle bir şeydir yani bahsedilen ya liberalsin ya sosyalist. Bir de üçüncü yolcular vardır ama onlara genelde faşist denir ve liberaller onları sosyalistlerle birlikte anar, sosyalistler de liberallerle birlikte.

İdeoloji için bir tür “bilincinin sorumluluğunu alma biçimi” dedik ve bu doğru. Bunun doğru olduğunu içinde yaşadığımız Postmodern dönemde ideolojilerin gitgide göz ardı edilebilir şeyler olarak görülmesinden de çıkarabiliriz. Nitekim Postmodernite, bilincin sorumluluğunu almak bir yana, bu sorumluluktan olabildiğince kaçmaya dayanan bir modanın annesidir. Her anne gibi o da çocuğunu korumak, sahiplenmek ve büyütmekle ilgilenmektedir.

Politika kavramı “şehir devleti” anlamına gelen Yunanca polis sözcüğünden gelir. Politik ideolojiler ister bireyci, hatta benci olsun ister daha farklı bir biçimde kendini ifade etsin, hiç fark etmeksizin istisnasız belli bir toplum modeline aittir; çünkü hepsi zorunlu olarak toplumsaldır. Hiçbir politik ideoloji toplum dışı değildir; belli bir toplumun içinde belli bir anlama sahiptir. Bir arada yaşamakla ilgili bir kavram olarak politika, en temelde bir arada yaşamanın nasıl daha verimli, doğru ya da eğlenceli olacağıyla ilgilidir. Semavi dinlerin baskın gerçekliği oluşturduğu dönemlerde doğru olanı yapmak ideolojik bir öneme sahipti. Dinler bu öneme hizmet ettikleri için oldukça belirleyiciydiler. Bu yüzden kimin hangi kimliğe ait olduğu inancıyla ilgiliydi. Modern dönemde verimlilik daha önemli bir hâl alınca dinlerin değeri de bu bağlamda yeniden oluştu. Sanayi Devrimi’ni düşünelim, makinalarla üretim daha verimli hâle geldi ve insanlık “Bir dakika, aynı şeyi insanlar için de kıstas koyamaz mıyız?” demeye başladı. Eğitim genelleşti, matbaa ile birlikte okuma oranı arttı, insanlar bilfiil devlet eliyle daha verimli olmaları için eğitilmeye, yönlendirilmeye başlandı. Bu noktada devlet dediğimiz şey bugünkü anlamına da kavuşmuş oldu. Postmodern dönemde ise ne doğru ne de verimlilik önemlidir, baskın önemdeki şey eğlencedir. Bu birçokları için gülünç gelebilir ya da özensiz bir ifade gibi durabilir ama hiç de öyle değil. Eğlence hiç de hafife alınabilecek bir şey değildir, özellikle de bu dönemde.

Politik ideolojilerin toplumsallığı ve toplumda baskın bir ereğin diğer her şeyi biçimlendirmekte gözetilme durumu bir arada düşünüldüğünde çağımızın ideolojik yönelimleri de daha anlamlı görünmeye başlıyor. Yine de şunu belirtmekte fayda var; her hâlükârda politik ideolojiler iki ana kampa ayrılır. Bunlar sınıflı toplumcu ideolojiler ve sınıfsız toplumcu ideolojilerdir. Sınıflı toplumcu ideolojiler negatifte şu ortak özellikleri taşır: Mevcut sınıflı yapının -öyle ya da böyle- yarattığı bütün adaletsizliklerin onaylanması, sınıflı yapının meşrulaştırılması, sınıflı yapının sürekliliğine hizmet etmek ve sınıflı yapının mutlak olduğu yanılgısını üretip bu yanılgıya sahip olmak. Sınıflı toplumcu ideolojilerin pozitif ortak özellikleri ise şunlardır: Mevcut sınıflı gerçeklikle yüzleşmek, sınıflı gerçekliği fiili olarak kavramaya yönelmek, sınıflı gerçeklikte başarılı olmak ve kabul görmek. Sınıfsız toplumcu ideolojilerin negatif ortak özellikleri şunlardır: Mevcut sınıflı gerçeklikle yüzleşmekten kaçınmak, sınıflı gerçekliğe körelerek işlevsizleşmek, sınıflı gerçekliği salt teorik kavramak (ki bu işlevsiz bir kavrayıştır) ve mevcut toplumsal gerçeklikten fiili olarak dışlanmak. Sınıfsız toplumculuğun pozitif ortak özellikleri ise şunlardır: Mevcut sınıflı yapının her anlamda reddedilmesi, sınıflı yapının gerçek dışılığının teşhiri, sınıflı topluma karşı radikal-yapıcı faaliyette bulunmak ve aslında toplumlaşma serüveninin tarihsel olarak sınıfsızlığa doğru bir gidişata sahip olduğu gerçeğinin farkında olmak -ki bu farkındalık insan olmaya yönelik güçlü bir inanca sahip olmayı ve erdemli bir ömür sürmeyi olanaklı kılmaktadır.

 

Devam edecek…

Etiketlendi: